Ivan Coyote’nin 4 Kasım 2010 tarihli performansı.

Kanadalı tanınmış bir kuir yazar, hikaye anlatıcısı, müzisyen ve performansçı olan Ivan Coyote inanılmaz bir kişilik ve aktivist. İşlerinde genellikle cinsellik, toplumsal cinsiyet ve trans deneyimleri ile ilgili konuşuyor. Bu içten konuşmasında butch/femme dinamiğini araştırıyor, Ivan Coyote maskülen ya da butch bir kimlik arz etmenin zorluklarından bahsetmesinin yanında femmelerin görünür ve görünmezliklerine dair zorlukları da vurguluyor.

Video deşifresi:

Bütün o güzel, parmak ısırtan, ateşli ve kelimenin tam anlamıyla femmeler, size sesleniyorum! – IVAN COYOTE 1

[Şimdi yapacağım şeyin heyecanından dolayı biraz nutkum tutuldu. Bu yüzden önce bir İngiltereyi- beni deli eden şeylerden biri olan Toronto Maple Leafs’i 2. Tamamdır, sanırım şimdi hazırız!]

Bütün o güzel, parmak ısırtan, ateşli ve kelimenin tam anlamıyla femmeler, size sesleniyorum! Hepinize teşekkürlerimi sunmak isterim.

Sizin için, gömleklerimi ve kravatlarımı özenle ütülemem. Sizin için, iç çamaşırlarım ve çoraplarımın uyumunu gözetmem. Kovboy şapkamı hafifçe size doğru eğerim. Büyük, kara botlarımı parlatmam, hep, sizin için.

Biliyorum, bazen kimse fark etmiyor sizi; bilmenizi isterim ki ben görüyorum. Sokakta, otobüste, spor salonunda, parkta. Hetero olmadığınızı nasıl anlayabildiğimi bilmiyorum, ama anlıyorum. Belki bana bakış şeklinizden. Lütfen bana öyle bakmaya devam edin.

Hayatım boyunca, görüyorsunuz, bana çirkin olduğum söylendi. Bir erkek olmadığım, “daha azı” olduğum, istenmediğim. Siz ortaya çıkana dek, onlara inandım.

Hayatın bana, size olduğundan daha insafsız olduğunu söyleyemem. Asla söylemem. Siz bazen, tümüyle görünmezsiniz. Bunun nasıl bir his olduğu hakkında hiç fikrim yok, tanıdığınız insanların yanı başından geçmek ve varlığınızın görülmeyip, tanınmaması. Çünkü ben mesela, gerçekte olmadığım biri gibi görünmediğim sürece, gizlenemem. Bu sizinkinden daha zor değil, sadece farklı.

Biliyorum o ayakkabılar ayaklarınızı mahvediyor. Yine de onları giyiyor olmanızı nasıl takdir ettiğimi anlatamam. Taş gibisiniz. O elbiseyle de harika olmuşlar. Eğer bunu bilmek sizi azıcık olsun rahatlatacaksa, botlarımın her biri yaklaşık 5,5 kilo ve tabanlarım çılgın bir ateş dalgası içinde bebek bezi pişiği gibi yanıyorlar ve merdivenleri çıkmaya çalışırken kayak takımıymışlar gibi geliyorlar, ama yine de onları giyiyorum. Yine de, botlarım, diz boyunda 12 cm topukları olan sizinkilere kıyasla kadife terlik sayılırlar. Sizin farkınızdayım, ve sizi selamlıyorum.

İnanın bana, sadece memelerinize bakmıyorum. Aslında direkt gözlerinize bakmak istiyorum ama benden 20 cm daha uzunsunuz. Bakınız: 12 cm topuklularınız hakkındaki yukarıda geçen not. Aynı zamanda, belirtmeliyim ki, gözlerinize bakmaya çalışırken yeni kolyenizi de fark etmeden geçemiyorum. Eminim gözlerinizin rengini de ortaya çıkarıyordur, tabii bir görebilseydim.

Müteşekkirim ki o dolaptan çıkıp açılıyorsunuz, tekrar tekrar, her seferinde, hayatınız boyunca. Okulda, işte, çocuğunuzun kreşinde, kardeşinizin nikahında, muayenehanede. Onların kalıp yargılarını iğnelediğiniz için teşekkür ederim. Benim, belli nedenlerle, hiç açılma şansım olmadı. Benim dolabım hep camdan yapılmıştı.

Ama siz bunu benim yerime yapıyorsunuz. Benim asla edemeyeceğim bir şekilde mücadele ediyorsunuz homofobiyle. Bazıları arzulanır olmadığım için, benim “kuir” (ucube) olduğumu düşünüyorlar. Sizse onlara kuir olmanın sizin arzunuz olduğunu kanıtlıyorsunuz. Beni olduğum şeye ve görüntüme rağmen değil, olduğum şeyden ve görüntümden ötürü sevdiğiniz için teşekkür ederim.

Bu kadar güzel koktuğunuz için teşekkür ederim.

Hokey finalleri sırasında kaldırımlarda elimi tuttuğunuz için teşekkür ederim. Maç aralarında bar önlerinde formaları içinde sarhoş züppeler sigara içerken, süper seksi olan sizin onlarla değil de benimle olduğunuz için onlara bakıp hınzırca gülümsemek muhtemelen benim dar kafalılığım. Ama dayanamıyorum. Evet delikanlı, sen onu istiyorsun, ama o beni istiyor. Nasıl, hoşuna gitti mi?

Sütyen ve külotlarınızı uyumlu seçtiğiniz için teşekkür ederim. Bu, hayatımın neden bu kadar mükemmel görünmesine neden oluyor bilmiyorum, ama oluyor!

Annemin her daim istediği evlat olduğunuz için teşekkür ederim. Öyle zeki ve başarılısınız, öyle iyi giyiniyorsunuz ki, neredeyse annemin gerçek çocukları olarak bana ve kız kardeşime sahip olmasını telafi edeceksiniz.

Korkutucu sahnelerde sinema karanlığında uzanıp elimi tuttuğunuz için teşekkür ederim. Bana kendimi güçlü hissettiriyor, vampir diye bir şey olmamasına rağmen ve yaptığınız onca yoga sayesinde muhtemelen bana kolaylıkla günümü gösterebilecek olsanız bile, bana sizi koruyup kollayabileceğimi hissettiriyor.

Bilmenizi istiyorum ki yamuk dişlerinizi, çatlaklarınızı, eksik parmağınızı, kısa bacağınızı, üçüncü memenizi, göz tembelliğinizi, ters yöne giden saçlarınızı, Teksas haritasına benzeyen doğum lekelerinizi, hepsini çok seviyorum.

Bilmenizi istiyorum ki…

(Tanrım, İngiltere’yi düşün. Ve Toronto Maple Leafs’i, o lanet… Luongo, kalecimiz. Tamam, hallettim. Sorun yok.)

Bilmenizi istiyorum ki beni sevmek her zaman kolay değil. Bazen göğsüm mayın tarlası olur ve dün gece gittiğiniz yere, yarın gidemezsiniz. Ne el kitabı var, ne yol haritası, ne de arayabileceğiniz bir yardım hattı. Bedenim kullanım kılavuzu ile gelmiyor ve bazen ben bile onunla ne yapacağımı bilmiyorum. Tüm bunlar hiç kolay değildir elbet, ama yine de, bana dokunuyorsunuz sonuçta.

Erkekler tuvaletinin zemini hiç bahsedilesi olmayan bir şeyle kaplı olduğunda, bana kadınlar tuvaletine kadar eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. İkizleri olan turkuaz elbiseli kadına çocuklarını alıp bana havuz simidi ile vurmadan jeton düşsün diye, cüzdanımda tampon var mı diye yüksek sesle sorduğunuz için teşekkür ederim. Bu durumda olan tam olarak bu mu olurdu emin değilim ama, ne müteşekkirim ki, bunu öğrenemek zorunda kalmadım.

Sırf benim gömleğime uyacağını bildiğinizden o elbiseyi giydiğiniz için teşekkür ederim.

Birlikte, bizi kimse durduramaz. Sizin gözlerinizle bakıldığında, güzel olduğum bile söylenebilir.

Öyle görünüyor ki, ben aslında hep bir kuğuymuşum.

1- Kanadalı tanınmış bir kuir yazar, hikaye anlatıcısı, müzisyen ve performansçı olan Ivan Coyote inanılmaz bir kişilik ve aktivist . İşlerinde genellikle cinsellik, toplumsal cinsiyet ve trans deneyimleri ile ilgili konuşuyor. Bu içten konuşmasında butch/femme dinamiğini araştırıyor, Ivan Coyote maskülen ya da butch bir kimlik arz etmenin zorluklarından bahsetmesinin yanında femmelerin görünür ve görünmezliklerine dair zorlukları da vurguluyor. Şu websitesinden alınmıştır http://thebodyisnotanapology.tumblr.com/post/56583140296/to-all-the-beautiful-kickass-beautiful-and

2- ÇN. Torontodaki bir bu hokeyi takımı