Heteronormatif dışı yönelimleri tarif etmek için trans, biseksüel, gey, sapyoseksüel, panseksüel, omniseksüel, aseksüel, akışkan cinsiyet gibi ifadeler sıklıkla başvurduğumuz tanımlamalar olsa da, bu geniş mecrada elbette herhangi bir etiketi kabul etmeyenlerimiz de, şükür kuir geldi diyenlerimiz de mevcut. Yani var da var diyebileceğimiz rengarenk bir yerdeyiz.

Peki bir kişinin kendisinden talep edilmediği halde, bir başkasının kendini tanımladığı bir yeri “olumsuzlayarak” kendisini tanıtması, hem de böylesi bir bollukta, şuyum demek yerine “bu değilim” vurgusu yapması da ne ola ki…

Evet belki dakikalar öncesinde seviştiğiniz kadından, belki uzun süredir ilişki yaşadığınız sevgilinizden duydunuz:

“Yalnız ben lezbiyen değilim…”

Şunu sormak isterdim: Lezbiyen olmamak nedir? Lezbiyen olmaktan başka her şeyi olmak daha mı iyidir, insana itibar mı kazandırmaktadır?

Yanlış anlamalara mahal vermemek için yapılan bu mini mini hatırlatmalara teşekkür mü etmeli bilinmez ama biz bu vesileyle sıklıkla “ibne” olmadığını söyleyen “hetero” erkeklerden aşina olduğumuz durumun, eşcinsel kadınlar arasında sıklıkla yaşanan bir durum olduğunu belirtip, bu örnekle lezbiyen fobisine, İngilizce’deki “lesbophobia” kelimesinin doğrudan tam karşılığıyla da tabir edersek; “lezbofobi” konusuna nacizane bir giriş yapmış olalım.

Lezbofobi, lezbiyenlerin yaşadığı spesifik sorunların homofobi başlığı altında yeterince yansıtılamadığı düşüncesinden yola çıkarak türetilmiş bir terim. Lezbiyen fobisi başka ayrımcılıklarda olduğu gibi hiçbir haklı gerekçe olmadan lezbiyenlere, lezbiyen ilişkilere ya da topluluklara duyulan toleranssızlık, küçük görme, tiksinme gibi şekillerde tezahür edebilen, eşcinsel kadınlar tarafından da içselleştirilebilen bir durum ve maalesef çok çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilmekte.

Örneğin şu örneklerde olduğu gibi lezbiyenliğe dair pek çok mesajda lezbiyenlerin değersizliğine vurgu yapıldığını, lezbiyenliğin belli normlar üzerinden aşağılanmaya çalışıldığını görebiliyoruz:

– Erkek misin kadın mısın anlaşılmıyor.

– Lezbiyenler hep bakımsız oluyor.

– Erkek bulamayan kadınlar lezbiyen oluyor.

– Bu saçınla lezbiyenlere benzedin.

– Yoksa lezbiyen misin!! ?

– Lezzo!

Bu ifadelere pek şaşırmamalı çünkü lezbiyenliğin toplumdaki karşılığı pek iç açıcı değil. Zira lezbiyenler kabaca erkliğe hizmet etmeyen, çoğunlukla kadın gibi kadın (!) olamayan, aile yapısına aykırı, üremeyen, işe yaramaz, yoldan çıkmış, ucube, ahlaksız, mutsuz kadınlar olarak görülmekte.

Öte yandan ortalama saygıya zaten layık bulunmayan lezbiyenlerin ilişkileri de, cinselliği de elbette ciddiye alınmamaktadır. Öyle ki daha öncesinde erkeklerle hiçbir cinsel tecrübesi olmayan lezbiyenlerin henüz bir penisle münasebet kurmamış olmaları onları “gerçek” hazdan mahrum bırakmaktadır. Penis olmayan bir ortamda kadının haz alamayacağı kurgusu ise; “heteroseksüel” erkeklere yönelik tüm pornoların ana fikridir.

Örneğin ana akım lezbiyen pornosu kurgusunda, iki kadın uzun süre birbiriyle oynaşıp birbirlerini yalamakta ya da parmaklamakta ancak “asıl” eleman gelmeden “gerçek” haz katiyen başlayamamaktadır, bir şeyler yarım kalmaktadır.

Pornolar da dahil olmak üzere çeşitli yerlerden bulaşmış sinsi bir virüs gibi en “açık görüşlü” en “entelektüel birikimli” erkek heteroseksüel dostlarımız dahi, o “bir kere bile mi yapmadın?” sorusunu size yönlendirebilmektedirler.

Hadi bir kere yapmış bulundunuz ya da eskiden erkeklerle seviştiğiniz oluyordu ve bunu söyleme hatasına düşüverdiniz, bu sefer de “bir kere olduysa tekrar neden olmasın ki” kapısını aralamakta, başınıza iş almaktasınızdır. Bazı arkadaşlarınız iki tek attıktan sonra size karşı niyeti bozabilmekte, şansını deneyebilmektedir.

Erkek eşcinsel arkadaşlarınız ise penissiz bir seksin nasıl olabileceğine hayret edebilir, nasıl seviştiğinize dair evlere şenlik sorular sorabilir, lezbiyen cinselliği üzerine küçümsemeyle karışık şakalar yapabilmektedir.

İşte çeşitli örneklere baktığımızda görülen o ki kutsal bir penis mabedi vardır ama lezbiyenler ona itibar etmemektedir. Asıl mutluluğu akıl edememekte, doğru yola gelmemekte, bu da lezbiyenleri sorunlu ve mutsuz yapmaktadır. Mutlu olamayan kadınların ise “bir güzel becerilmeye ihtiyacı vardır”. Yalnız bu becerilme işlemini de bizzat erkeklerin üstlenmesi gerekir, çünkü her lezbiyenin olmasa da bazı lezbiyenlerin sevişirken kullandığı dildolar ya da parmaklama gibi metotlar asla yeterli olamamakta, sanki gerçek bir erkek penisinin kötü bir imitasyonuymuş gibi algılanmaktadır. Halbuki iki insan arasında yaşanan bu haz alışverişinin erkeklerle hiçbir ilgisi olmayabilir. Sorun erkeklerin bazı kadınların onlara ihtiyaç duymadan, hatta sadece ve sadece onların dahil olmadığı bir cinsellikten keyif alabileceğini kocaman egolarına bir türlü anlatamamalarıdır.

Sosyal ortamlarda ise bir kadının bir kadına sevgiyle verdiği küçücük bir öpücük erkeklerin geneli tarafından fantezi malzemesi haline getirilebilmektedir. Bazen de “ahlak çöküşü” olarak görülen bu öpücükler heteronormatif düzenin ve erkekliğin işleyişine doğrudan ters düşmesi nedeniyle toplum tarafından tehdit unsuru olarak algılanmakta, öyle ki duyulan öfke “düzeltme tecavüzlerine” kadar
gidebilmektedir.

Toplumdaki ayrımcılık ve tahammülsüzlük bir yana daha da üzücü olan, lezbiyen fobisinin heteroseksüel olmayan kişilerden, hatta kadın eşcinsellerden gelebilmesidir.

Belki şöyle ifadelerle karşılaşmış olabilirsiniz:
“Yalnızca feminen kadınlar yazsın” ya da “Erkek isteseydim erkeklerle olurdum!”

Feminen performanslı bir lezbiyenseniz hetero kadınlar gibi sevişmekle ya da maskülen performanslı bir lezbiyenseniz erkek gibi olmakla itham edilebilirsiniz. Birilerine göre yeterince lezbiyen olmayabilir ya da fazla lezbiyen görünüyor olabilirsiniz. Feminen görünümlü çiftseniz, bu sefer de ilişkide hangi partnerin üstte hangisinin altta olduğu merak konusu olabilir.

Bunların ağızda bıraktığı tat elbette hoş olmuyor. Mutlulukların ve rızanın karşılıklı gözetildiği her deneyime, her hazza yol verebilir, yazının başında örneklediğimiz tüm o rengarenk, heteronormatif dışı mecraları birlikte kutlayabiliriz.