Jeanne Córdova önde gelen lezbiyen ve gey hakları aktivistiydi ve anılarını yazdığı “When We Were Outlaws: a Memoir of Love and Revolution” kitabı ile Lammy ödülünü kazanmıştı. 2016 yılında kolon kanseri nedeniyle 67 yaşında öldü. Vefatından bir yıl önce bu mektubu kaleme almıştı. Umuyoruz, yaşamını ve bize bıraktığı mirası onurlandırmak adına bu mektubu okursunuz ya da belki tekrardan okursunuz.

Bu mektup, yaptıkları aktivizm, yaşamları ve sevgileri bana temas etmiş olan lezbiyen camiasının binlerce üyesine hem bir bilgilendirme hem de teşekkür mektubu. Bilhassa son 40 yılda seçilmiş ailem ve kardeşlerim haline gelen o lezbiyenler için. Evet, söylentiler doğru; kanser beyne metastaz yaptı. Beyinciğimdeki kanserden ölmek üzereyim.

2008 yılından beri kanserim. Kolon kanseri. İlk dört yılında ondan kurtuldum; tıpkı fiziksel bir hastalığın ya da sakatlığın iyileşmesi gibi. Lezbiyen Exploratory Project ile aktivizmime devam ettim ve When We Were Outlaws isimli üçüncü kitabımı bitirdim. 2013 yılında kanser geri geldi. Önce akciğerlerime, sonra da beyinciğime metastaz yaptı.  Evet, kafama. Beyin ve boyun arkası kanseri ile son üç yıl yokuş aşağı giden bir deneyim oldu; pek çok operasyon geçirdim, radyasyon ve kemoterapi aldım. Bu Şubat’ta kemoterapi aldım. Misafirliğe gelen yan etkileri arasında “kemo-beyin” de vardı; bu temel olarak “aptallaşmak” manasına geliyor. Yani şunu diyorum: Bu ayın yan etkisi periferik nöropati denilen şeydi. Kemoterapinin sonucu diyorlar; ayaklarınızı, parmaklarınızı ve ellerinizi karıncalandırıyor ve hissizleştiriyor; sanki bacaklarınızın ve ellerinizin üzerinde uyuyakalmışsınız da uyuşmuş gibi. Tek fark, bu uyuşma hali geçmiyor. Duvara tutunmadan veya arkadan bir sırt desteği almadan ayağa kalkamıyorum. Ayaklarım nerede, hissedemiyorum. Iyy! Bundan bahsetmekle kafayı bozdum. Sizlerden ne haber?

Bir keresinde bir guru bana şunu söyledi: “Süreğen bir şekilde ölmekteyiz; her seferinde bir parçamız.” Bedenimizin bir parçası, avucumuz ya da dilimiz, birden işlemeyi bırakıyor demek istiyordu. Görünüşte bir sebep yokken aşınmış bir diz gibi. Ama bu sürpriz oldu. Ben yaşlanacağımızı ve aniden hepten öleceğimizi düşünmüştüm. Böyle düşünmemiştim!

Pek çoğumuz kanser oldu ve öldü. Hayatımı şekillendiren kadınlara kamuya açık bir şekilde yazıyorum çünkü aktivizm hayatımın çok büyük bir bölümünü paylaştığım gibi bu son yolculuğu da sizinle paylaşmak isteğindeyim. Siz benim yaşama sebebim oldunuz. İnsanın bir yaşama sebebi olması muhteşem bir şey: lezbiyenler için özgürlük ve saygı talep etmek. Ben lezbiyen feminizmin esasen paylaşmakla ilgili olduğuna inanıyorum. Biz birbirimize hayatlarımızı ve yaşamın nasıl olması gerektiğine dair düşüncelerimizi anlatarak bir hareket inşa ettik. Toplumsalın alıştığına aykırı bir şekilde neredeyse her şeye yeniden kafa yorduk. Bizden sonraki nesillerin kendilerini yeniden kurabilmeleri için yeterince şey yaptık, pek az eksik bıraktık. Ölüm hayatın bir parçası olalı. Gizlenmemeli, sır olarak kalmamalı, yüksek sesle söylenemeyen bir şey olmamalı.

Lezbiyenlerin, geylerin, feministlerin ve beyaz olmayan kadınların camiasında bir örgütleyici ve gazeteci olmak ve bunu sevmek hayatımın odak noktası oldu. Yaban, neşeli bir yoldu yürüdüğümüz. Tüm queer topluluklardan aldığım pek çok ödül ve camiadaki rolümü bir örgütleyici, yayıncı, konuşmacı ve yazar olarak anlatan tarih kitaplarındaki tüm o tanımlar ve alıntılar sayesinde harekete verdiğim emeklerin haddinden fazla kıymetinin bilindiğini hissediyorum.  Bana tarihte bir yer veren hepinize teşekkür ediyorum.

18’den 21 yaşına dek tırım tırım lezbiyen aradım her yerde. Politik doğum günüm olarak kutladığım 1970’in 3 Ekim’inde küçük bir Daughters of Bilitis buluşmasında buldum Onları. Hayatımı adayacağım şey o zaman netleşti. Bundan kısa bir süre sonra iki ulusal lezbiyen konferansın öz örgütleyicisi oldum. Bu konferanslardan biri yolumu The Lesbian Tide dergisini çıkarmaya yönlendirdi. Bu dergi tarihçilere göre lezbiyen feminist neslin ulusal bir arşivi niteliğinde. Takiben on yıllarca süren eylemler ve peşi sıra ve Latin kimliğimi içinde barındıran kesişimsel online örgütlenmenler geldi.

Tüm bunların ortasında bir anda, biraz da tesadüfen, o zamanki camia için bir ilk olan Gey ve Lezbiyenler Topluluğu için Sarı Sayfaları oluşturdum. Bu 400 sayfalık Los Angeles rehberi halen yarı gizli yarı açık yaşamını sürdürmekte olan kişilerin temas edebilmesi; politik olarak en başta, kimliğimizin farkında olarak iş yaşamıyla ve profesyonellerle bağlantı kurmak içindi. İşe yaradı da. Ama bu rehber ve yaşam boyu gayrimenkul sahibi olmak konusundaki talihli zamanlama malımın yarısını harekete geri verme erken yeminimi yerine getirmemi de sağladı. Bunu (New York dışındaki) Astraea Lesbian Foundation for Justice ve diğer örgütlerle birlikte yapıyorum. Bence, pek tanımadığımız heteroseksüel akrabalarımıza değil de dönüşmekte olan hareketlerimize, LBGTQ yardım kuruluşlarına malımızı bırakmak çok önemli. Siyasi haberleri ve fikirleri takipten daha da önemli.

Kanımca kanser ya da terminal aşamaya gelmiş her türden hastalık şansla alakalı. Annemin 90 yıllık rahibe teyzemden alıntılayıp söyleyip durduğu gibi: “İnsan bu yaşta bir şeyden ölmeli.” Son yıllarda Lesbian Connection’da çıkan ölüm ilanlarını okuyorum; zira bu ilanlar benim ikinci dalga neslimin geçit töreni gibi. Bu sayfalardan ortaya çıkan yegâne mesaj, buradaki pek çok kişinin kendi yerel ve bölgesel alanlarında sosyal adaleti dile getiren aktivistler olduğudur. Değişim yaratan pek çok lezbiyen. Pek çoğunuz ya da sevdikleriniz son yıllarda cenaze ritüellerine katılıyor. Bu bana tekrardan çetenin üyesiymişim gibi hissettiriyor!

Bir daha ne zaman yazarım ya da yazabilir miyim, gerçekten bilmiyorum. Zihinsel olarak veya tüm olan biten içinde mümkün olur mu bilmem. Durum, aralıklarla kemoterapi alarak yaşamaya çalışacağımı ya da öleceğimi gösteriyor. Bu seçimi çok yakında yapacağım. Bu zaman zarfında, lütfen lezbiyen gazetesine ya da bloguma yazın ya da ölümle yaşamak üzerine kendi düşüncelerinizi anlatın.

Kadınları sevmiş olan kadınlar, beni sevmiş olan, lezbiyen camiamızı sevmiş olan hepinize TEŞEKKÜR ETMEK istiyorum. Keşke hala bu tür aşk hakkında daha güçlü şeyler yazabilseydim. Lezbiyenlerin birbirleri için besledikleri sevgi özel bir sevgi. Bunu kadınların arasında pek çok kez hissetmiş bulundum. Dolu dolu ve mutlulukla geçen yaşamımın büyük bir kısmında orada olduğum için mutluyum ve memnunum. Çok üzülmeyin diye söylüyorum, bilin ki ben böylesi bir sevgiyi hem seçilmiş ailemle hem de 26 yıl yoldaşlık ettiğim dürüstlük timsali bir eş ile yaşadım.

Yazı: Jeanne Cordova

Çeviri: Karlos

Yazının orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz:

A Letter About Dying, to My Lesbian Communities