Bu korkutucu zamanlarda öz bakımı ihmal etmemek için geleneksel psikologlardan seks terapistlerine, kişisel antrenörlerden reiki ustalarına ve hipnoz uygulayıcılarına kadar onlarca uzman queer şifacı ile görüşerek bu rehberi hazırladık.

Bazen bitkilerimizle konuşuruz. Ya da uzun, sıcak bir duş alırız. Cilt bakımına, Netflix’e, sıcak çaya ya da güzel bir çorbaya dadanırız. Kimisine mastürbasyon kimisine yoga fayda sağlar. Tüm bunlar öz bakım şemsiyesi altında toplayabileceğimiz eylemler ve öz bakım hiçbir zaman şimdiki kadar önemli olmadı; zira korona virüsü dünyada yayılmaya devam ediyor. Bu ürkütücü zamanı düşünürsek, öz bakım şu zamanın olmazsa olmazı. 

Öz bakım nedir?  Psychology Today’in tanımına göre “kendinize bulunduğunuz anın içinde farkındalıkla dikkatinizi vermek için zaman ayırmak. Narsistçe bir bakış değil; kendinize kendiniz tarafından yeterince bakım verdiğinizden emin olmaktır.” Aşağıda, geleneksel psikologlardan seks terapistlerine, kişisel antrenörlerden reiki ustalarına ve hipnoz uygulayıcılarına kadar ulaştığımız onlarca uzman queer şifacının, tam şu anda kendinize nasıl bakım verebileceğinize dair önerdikleri yaratıcı yolları derledik. Okudukça siz de göreceksiniz; şunu aklınızda tutun: neşelenmeye çalışmak veya birinin rehberliğini istemek yalnızca size kalmış bir şey; her ne şekilde olursa olsun bedeninizle temas halinde olmak size kalmış. Kendinize dönmek için alan açmak, sanatla uğraşmayı seçmek ya da bir şeye inanmak size kalmış. Bahsedilenler yük gibi tınlıyorsa, öyledir. Ama bunlar angarya değil; kendinize vereceğiniz bir şans.  

“Stres Tepki Döngüsünü” Tamamlayın

Eğitmen ve psikoterapist  Andrea Glik, travmayı antiloplara bakarak anlatmayı tercih ediyor: “Bir antilop bir aslan tarafından takip edildiğinde, hayatta kalma kipine geçer. Ya koşarak kaçar ya savaşır ya da ölü taklidi yapar. Pek çoğumuz an itibariyle bu tepkileri veriyoruz: Büyükşehirleri terk ediyoruz, hükümete kızıyoruz ya da depresyona giriyoruz.”  Fakat mesele şu ki çoğumuz bir sonraki adıma geçemiyor; yani Glik’in deyimiyle “strese verdiğimiz tepki döngüsünü tamamlayamıyor.” Bunu şöyle anlatıyor Glik: “Antilop aslandan kurtulduğunda, bedenini şöyle bir sallayarak titretir, (kortizol ve adrenalin formundaki) stresi bedenden hareketle atar.”  Koronavirüs salgınında öz bakım, Glik’e göre, daha ziyade antilop gibi davranmaya benziyor. Yani bunu “şu günlerde her yeni tetikleyici haberin ardından, günün ilerleyen bir zamanında farklı biçimlerde bedeni bırakarak yapabiliriz: nefes alarak (nefes harekettir), zıplayarak, kollarımız titreyene dek plank yaparak (biz de antlilop olup titreyebiliriz!), günlük tutarak (yazmak hem bırakmak hem harekettir), derin sesli bir şekilde iç çekerek, kollarla duvarı ittirip gerinerek veya sadece bedenimize neye ihtiyacı olduğunu sorup ONU yaparak.” 

Neşelenmeyi Deneyin

Psikoterapist Lourdes Dolores Follins’in belirttiği gibi, şu an dünyadaki karanlık, sizin kendi kişisel neşe anlayışınızı bulmanın önemini daha da artırıyor: “Neşenin hepimiz için farklı bir anlamı var:  bu, sabahleyin cıvıldayan kuşları dinlemeye, sıcak bir bardak çayın/kavanın /sıcak çikolatanın/kahvenin tadını çıkarmaya, öylesine içinden geldiği gibi dans etmeye ya da daha genç zamanlarınızda çekilmiş bir fotoğrafa bakmaya tekabül edebilir.” diyor Follins ve ekliyor: “Yalnızca dünyadaki üzücü, kaygı artırıcı şeylere odaklanırsak, görebildiğimiz sadece bunlar oluverir.”   

Bir Bilene Danışın

Öz bakım yegâne bir yöntemden oluşmuyor. Bu yüzden Follins sadece neşenin değil, aynı zamanda, özellikle bizden önceki insanların neler yapmış oldukları üzerine düşünmek türünden bir bilgeliğin de peşine düşmeyi öneriyor: “Kendi kişisel emsallerinize bakıp onlardan size kılavuzluk etmesini isteyebilir ya da sadece kendi kendinize şu tür sorular sorabilirsiniz: ‘James Baldwin veya Sylvia Rivera bu durumda olsa ne yapardı?’”

Bedeninizle Temas Halinde Kalın

Deneyimli bir LGBTQ+  kişisel antrenör olan Mar Keller, “Fiziksel olarak aktif kalmanın herkes için ama özellikle queerler için, izolasyon esnasında sağlıklı bir zihin/beden temasını korumak için bir zorunluluk olduğunu” söylüyor: “Nefes egzersizleri olsun; esneme, ağırlık kaldırma ya da her türden kendi kendine masaj ya da dokunuş olsun, dünyanın halihazırdaki durumu üzerinde kontrol sahibi olamamaktan kaynaklı tetiklenen queerler için fiziksel olarak aktif kalmak ve bedenle teması kaybetmemek bilhassa önemli.” 

Sanatla Uğraşın

İzolasyon durumunda yaratıcı şeyler yapmak, sadece zamanı eğlenceli geçirmekten ibaret değildir. New York’ta yaşayan sanat terapisti Glenn M. Smulyan, sanatla uğraşmanın zihinsel sağlığa da son derece önemli faydaları olabileceğini vurguluyor. İster “kolaj ister çizim ister nakış ister resim, örgü veya boyama gibi herhangi bir uğraşla meşgul olmak, sinir sistemine kontrolün sizde olduğu mesajını iletir ve bu da kriz durumlarında reaktif tepki vermek yerine yanıt vererek müdahale edebilmeyi kolaylaştırır” diyor Smulyan. 

Kendinize Dönmek İçin Alan Açın

Pek çok kişinin şu aralar her zamankinden daha fazla boş zamanı var. Bu zamanı, Instagram’da gezinmek ya da haberlere bakmak gibi bizi şahane hissettirmeyebilecek eylemlerle kolayca geçirebiliriz. Fakat, New York’ta yaşayan terapist Christina Tesoro, bunların yerine, bu zamanı derinlemesine düşünmeye ayırmayı tavsiye ediyor: “İçinde bulunduğumuz an, yavaşlama, dinlenme, hayal kurma zamanı; kolektif hayal kurma, fiziksel olarak birlikte olamasak da birbirimizle temas kurmanın bir biçimi.” En güzeli de bu düşüncelerimiz beklenmedik yakınlıklar yaratabilir: “En derin, en özel düşleri ve fantezileri paylaşmanın kendisi son derece samimi bir eylemdir ve bunu yapmak için yüz yüze olmak gerekmiyor.”

Uykunuzu iyi Alın

Her zamankinden çok aylaklık ediyor olsanız da bu aralar uyumak, düşündüğünüzden daha zaruri bir şey: iyi alınmış bir uyku, uzun bir izolasyon döneminde bağışıklık sisteminizi sağlıklı, zihninizi dinç ve bedeninizi formda tutmanın anahtarı. Lourdes Dolores Follins’in belirttiği üzere “ne kadar stres altındaysak, o kadar uykuya ihtiyaç duyarız. Bu demek oluyor ki, yatmak için çok erken bir saat olduğunu düşünseniz dahi, eğer mümkünse, daha fazla uyumaya çalışın.” 

Bir Şeye İnanın

İnanç, elbette, karmaşık bir konu ve herkes için farklı anlamlara gelebiliyor. Reiki ustası Maria Liu, bir şeye, herhangi bir şeye inanmanın, inancın nesnesinden çok daha az önemli olduğunu söylüyor: “Evrene, ruha ya da neye inanıyorsanız inanın, onunla temas kurun” diyor, “çünkü inancın, özellikle kriz durumlarında, iyi hissetmenize çok çeşitli biçimlerde katkıda bulunduğu kanıtlanmış bir şey.” 

Yeni Bir Şey Deneyin: Mesela Hipnoz 

Alanda on yıllık deneyime sahip, sertifikalı bir hipnoz uygulayıcısı olan Joanne Davies’e göre “hipnoz bedenimizde köklenmiş durumdayken bile hayli ihtiyaç duyulan bir zihinsel geziye çıkmanın harika bir yoludur. Bilinçaltımıza güvenmemize yardımcı olabilir…yakında İYİ olacağımızı bize hatırlatabilir.” A&E Davies’in pratiğinde göreceğiniz, daha ziyade bir meditasyon gibi “günün yoruculuğundan uzaklaşarak daha mutlu alanları zihnimizde görselleştirmemize ve daha tazelenmiş bir halde geri dönmemize yardımcı olmayı” amaçlıyor.

Queer Varoluşunuzu Unutmayın

Dünyada süregiden bu endişe ve korku atmosferinin ortasında, normalde yaptığınız şeyleri yapmayı unutmanız kaçınılmaz. Bir başka deyişle, kendinizi kolaylıkla gözden kaçırabilirsiniz. “Sıradan veya daha alışılmadık hayat biçimlerine sahip kişilere danışmanlık vermekte” uzmanlaşmış bir psikoterapist olan Laura A. Jacobs, bunu başka bir şekilde söylüyor: “Queer varoluşunuzu unutmayın. O kirli çamaşır yığınını azaltmaya çalışın. Evinizi temizleyin. Günlük bir rutini sürdürün. Mesela kurabiye pişirin. (Çikolata parçacıklı olan en iyisi. Başka çeşitleri tercih edenleri görüyorum. Bu nasıl olur tam anlam veremesemde yargılayıcı olmamaya çalışıyorum.) Netflix izleyin. (Takılın ama güvenli bir şekilde yapın.) Kendiniz gibi olmaya devam edin.”

Hiçbir Zaman Yalnız Olmadığınızı Bilin

Sizin için buradayız. Biliyorum, bu laf kulağa çok yavan ve tuhaf geliyor ama şu yaşadığımız zaten tuhaf bir zaman ve bazen tuhaf sorunların tuhaf çözümleri vardır. Pek çoğunuz, soru sormak, bir konuya dikkat çekmek ve hatta minik tashihler yapmak için (teşekkürler!) e-posta ya da Instagram mesajları yoluyla bana kişisel olarak ulaştı. Sahip olduğum bilgiyi ve/veya kaynakları paylaşmak bir ayrıcalık. Bu kriz, sizinle olan bağımızı koparmayacak. Psikolog Monica Johnson’ın dediği gibi: “Dijital çağda, mesafe ve karantina büsbütün bir izolasyon anlamına gelmiyor… Toplumsal yakınlık, fiziksel olarak yan yana olmayı gerektirmiyor.” 

Yazı: Wren Sanders, 18 Mart, 2020

Çeviri: Karlos

Editöré: Ruby

İllüstrasyon: Pink Bits @pink_bits

Yazının orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz: 

https://www.them.us/story/self-care-tips-queer-healers-coronavirus