Lezbiyen Biseksüel Feministler 2015-2018 arasında aktif olarak toplantılar almış, atölyeler yapmış, sokakta eylemler, yazılamalar, pankartlarla yaygara yapmış, eğlenceler düzenlemiş, bültenler çıkarmış, radyo programları yapmış, kendini ucundan köşesinden LezBiFem’le ilişkilendirenlerin ördüğü bir alandı.

LezBiFem’i tanımlamak her zaman zor oldu, bir manifesto yoktu, grubun/oluşumun ismi üzerine bile bitmez tükenmez tartışmalar yaptık. Hiyerarşisiz bir arada olmak istediğimizi biliyorduk da o günlerde nasıl bir yapı kuracağımızı öncelemedik. Heyecanlı, kabına sığmaz; kendine lezbiyen, biseksüel, kadın diyen ya da (ve de) cinsiyeti sorgulayan bir grup insandık ve bir sürü şey yapıp etmek istiyorduk. Bunları da bir an önce yapmak istiyorduk ve yaptık da LezBiFem “şu tarihten şu tarihe şu işleri” yaptı gibi doğrusal çizgide ilerleyen bir anlatı oluşturmak pek mümkün değil. Şu bir gerçek ki, LezBiFem çatısında biraraya gelenler üretti, kaynaştı, araştırdı, kayıt tuttu. Bir de web sitesi oluşturdu. Bu web sitesinde bültenler, gündeme dair yazılar gibi kayıtlar paylaşıldı. Amaç lezbiyen biseksüel feminist öznelerin kendi oluşturdukları medyayı paylaştıkları bir alan yaratmaktı.

Eh, zaman geçti, LezBiFem saçıldı, farklı alanlarda yeşermeye başladı. Ortak deneyimin güçlendirdiği bir tanışlıkla farklı alanlara dağıldık 😉

Merak edenler oldu: “LezBiFem’e ne oldu?” Şaşıranlar oldu: “Aa, LezBiFem devam etmiyor mu?” Bu soru üzerine düşünen LezBiFem’liler de net bir cevap veremedi. Bir gün toplaşıp “Tamamdır, LezBiFem olarak etkinliklere katılmıyoruz” denildi sadece.

Peki, o web sitesine ne oldu? 2017 yılında site içeriği kayboldu. Siteyi kurtarmak ve yeniden kurmak için adımlar atıldı fakat bir şekilde işin içinden çıkılamadı. 2019 Şubat’ında fark edildi ki pornografinin yasal olmadığı bu ülkede lezbifeminisler.com’a tıklandığında pornografik içeriğe erişiliyor. Şaşkınlıkla durumu fark eden bir grup LezBiFem’li web sitesinin nasıl geri alınabileceği üzerine kafa yordu. Neden sonra anlaşıldı ki, sitenin domain’i (yani sitenin isim hakkı) birileri tarafından satın alınmıştı. LezBiFem’in web sitesi de zamanında yedeklenmediği için her şey uçup gitmişti. Neyse ki çıkınlarımız hala sandıktaydı, onları çıkardık, neyse ki LezBiFem’liler cömertçe katkılarını sundu, onlarla bir kumbara oluşturduk ve sonunda sitenin adını geri aldık!

Tabi iş bu kadarla sınırlı kalmadı. Sitenin ismini aldık almasına da içi boş kaldı. Eh, biz de LezBiFem’nin arşivini erişilebilir kılmak için küçük bir çalışma grubu oluşturduk. Dedik ki; ne var ne yok yükleyelim web sitesine. Hatta, bir de gündem başlığı açalım. Bugüne dair de söz üretelim, üretilen sözlere yer açalım.

İşte bugün buradayız. Şimdi de küçük çalışma grubunu bu arşiv çalışmasına ne yönlendirdi; onlara bir kulak verelim:

umut: Tarihimizi nasıl tutamadık? Kafamda ilk andan beri bu soru vardı. Daha dün denecek kadar yakın tarihimizi tutamamışlığımız canımı feci sıkıyordu. Örgütlenme ve örgütlenememe biçimlerimiz gibi… “Burada bir şey var, oturup düşünmemiz, çalışmamız gereken bir şey var.” dönüp duruyor…

Sonra mail grubunda biri site ile ilgili bir soru sordu. Sonra bir başkası bir cevap verdi derken baktım ben de arşivi tekrar düzenlemeye gönüllü grubun içerisine düşmüşüm. Birlikte çalışma fikri, hadi yapalım duygusu, gönüllülükler ve bu gönüllülüklerin canı gönüldenliği, beni heyecanlandırdı tekrar. Siteyi geri almak için danıştığımız cazibeli yazılımcının, o tarihi yerine geri koymayı sahiplenişi ve bunu iş edinerek kolları sıvamasının etkisi de büyük. (korona günlerinde bazı kollar özleniyor ama bunun konuyle zerre ilgisi yok)

Ah şu naifliğimiz. Ben adımızı kullanma hakkını satın alanlara yazalım istedim. “Bakınız siz “lezbifeministler.com” u tahrik edici buluyor ve bir porno sitesi olarak para getirebilecek bir isim olarak görüyor olabilirsiniz ama biz böyle böyle insanlarız, şöyle şöyle bir araya geldik öyle ya da böyle bi sürü şey yaptık, buraya da yazdık. Bu bizim her ne kadar sahip çıkmak konusunda kararlı ve doğru zamanlanmış iradeyi gösterememiş olsak da tarihimizdir ve nedir yani siz başka lezbiyenli biseksüelli başlık bulabilirsiniz, sitemizi bize geri verin” demek istedim. Bazen pek komik biri oluyorum. Dünya bir netflix dizisi değil tabi.

Bu süre zarfında lezbifem facebook sayfasına ya da twitterına girip, siteye link atan bir haberi tıkladıysanız, ucuz bütçeli, özensiz, dümdüz heteropatriyarkal bir porno sitesine yönlendirildiniz :/

Diyalog falan kuramadık. ilgilenmediler. Takvime tarih işaretlendi, domain süresinin dolmasını bekledik ve günü dolar dolmaz siteyi geri aldık:)

Böylece burdayım. Enerjisi olanların sorumluluk duygusunu, heyecanını, enerjisini paylaşmaktan keyif alıyorum. Tarihin bir parçası olduğumu düşünmek hoşuma gidiyor. Tarihi tutanlardan biri olmak:)

Lethe: Bir hangover gününde 2 arkadaşımın Lezbifem’in film etkinliği var gidelim mi demesiyle Lezbifem’den haberdar oldum.

Film etkinliğinde uyusam da eğlenceli geçmişti.

Aklımda kalan başka bir anı ise, Dilan’ın meyve tabağı ile Mis Sokak’ta yürüyor oluşuydu. İkram etti, yedim tabi. Henüz Dilan’ı da tanımıyordum.

Sonra öğrendim ki, Lezbifem sitesi porno olmuş. Sordum, soruşturdum. Bir yetkili ile görüştüm. Ruslar’ın eline düşmüş.

Umut ve Dilancığımın isteği üzerine domaini geri alma konusunda gönüllü oldum.

Lezbifem artık aktif olmasa da değerli çalışmalar ve içerikler üretmiş; bunun her zaman ulaşılabilir olmasını istedim. Arşiv oluşturma, içeriklerin korunması gerekliliğini düşünüyorum.

Web sitemiz, temas edilemeyen insanlar için bir yol gösterici olabilir. Hali hazırda olanın üstüne eklenerek devam eden bir yapıya da dönüşebilir. Bunun olmasını da umduğum için web sitesini kurtarma işine gönüllü oldum.

Her zaman yayında olmak dileğiyle :))

Perra: Bir filmde giderek siyah/beyaz bir karaktere dönüşebilecek nostaljiklikte biri olarak hikayemin romantik olduğunu söyleyerek başlamalıyım.

LezBiFem içinde ve dışında olması fark etmeksizin çok değerli bir yerdi benim için. O güne kadar böyle ait hissettiğim hiçbir yer olmamıştı. Dahası LezBiFem bana birçok değer katan ve pek çok mutluluk veren bir yerdi. Her birimizin yıllarca gönlünden geçmiş, kimi zaman imkansız bir hayal gibi şekillenmiş, kendini bu hayale açanlara da ‘imkan’ olmuş bir yer. Yapılan her iş için onlarca kafadan, yürekten bir sürü fikir çıkıyordu. Bugün çok yakın arkadaşım olan ama yıllar önce hiç tanımadığım XKliton yayınlarını dinlerken bizimle ‘sohbet ettiğini’, LezBiFem’in sosyal medya hesapları ve web sitesi sayesinde ‘yalnız’ olmadığını hissettiğini anlatmıştı. LezBiFem bugün başka bir forma dönüşmüş olabilir lakin dokunduğu ve iz bıraktığı çok yer, çok gönül var.

Lafı uzatmak da üstüme yoktur 🙂 Kısacası bunca güzellik söylenen her sözün, düşünülen her güzel fikrin, yapılan gullümlerin bir türlü yazılamayan tarihimizin derinliklerine gömülmesi mümkün olamazdı! Yeniden kolları sıvamak, bu siteyi yeniden ulaşılabilir kılmak öyle şifalı bir iş ki… Bir sürü olan biten arasında insanın duygusuna, emeğine, sevdiği her şeye anılarına ve tarihine sahip çıkması evrenin en güzel şeylerinden!

Ruby: 2015 yılıydı… İstanbul’a taşınıp yepisyeni açılmışken yolum LezBiFem’le kesişti. Öyle bir kesişmeydi ki bu, sonraki yıllarda oradan aldığım ivmeyi hep hissettim. Hayallerim gerçekleşmişti. Başka lubunyalar da vardı: Kimisi birlikte yaşıyordu, kimisi eski arkadaş, kimisi yeni arkadaş, kimisi taaa ilk LGBT hareketinin filizlenişinden beri kıpır kıpırdı… Tanıdıkça, tanıştıkça, konuşup, oynayıp, birlikte düşünüp eyleyince dev bir yer edindi LezBiFem kalbimde. Birlikte yazdık, çizdik, radyo programları yaptık, dansımızı ettik, güldük, ağladık… Zamanla küçükten dağılmaya/saçılmaya başladık ama LezBiFem’in ısısı hep benimle kaldı.

Web sitesinin başına gelenleri ilk öğrendiğimde neresinden tutacağımı bilemedim. Kimilerinin aklına çok takılmıştı; ne yapsak diye haberleşiyorlardı. Ben de belirli bir mesafeden olanları izleyip tezimi yazıyordum… Taa ki bir gün sis nedeniyle Karaköy’de iki Anadolu Yakalı olarak mahsur kalana dek.

O gün iki mahsure oturduk bir yerlere, ettik sohbetimizi. Aman şu oldu da bu oldu, ay bu kadar bunaldım da şu kadar ferahladım derken geldi mi konu web sitesine… Bizimki dertli dedi ki: “Ay yok içime sinmiyor! Nasıl olur da web sitemiz uçar gider!” Ben de “Bugün olmazsa yarın olur, yaparız be bu işi! Sahip çıkarız arşivimize!” diyerek telkin etmeye çalıştım onu. Ciddiydim de. Daha yeni bir yerlerde okumuştum feminist arşivlerin nasıl kaybolmaya yatkın olduğunu… Ve üzülmüştüm. Ve öfkelenmiştim! Hayır, dedim kendime. Bu LezBiFem arşivinin başına gelmeyecek!

İşte… O günün üzerinden günler, aylar geçti… Bir gün haber aldım, domain alındı diye. Heyecan duydum ve dedim ki: “Varsa bir iş, beni de sayın ;)”

Close